Baş ve boyun kanserleri
Baş-boyun kanserleri tüm kanserler içinde % 5-7 oranında görülmektedir. Baş-boyun kanserlerinin yaklaşık % 25′ini de gırtlak kanserleri oluşturur. Bunu dil kanseri (% 13), dudak kanseri (% 11), yemek borusu kanseri (% 10) izler. Erken dönemde yakalanırsa çoğunu tedavi etmek mümkündür. Çoğu baş-boyun kanser türünün erken belirti vermesi, bunların tedavisinin diğer kanserlere göre daha başarılı olmasını sağlar. Unutmayalım ki baş-boyun kanserlerinde erken teşhis başarılı tedaviyi getirir. Baş-boyunda başlayan kanserler genellikle vücudun başka bir yerine sıçramadan lenf düğümlerine sıçrarlar. Boyunda iki haftadan fazla duran bir şişlik varsa, vakit geçirmeden doktorunuza görünün. Tabii tüm şişlikler kanser değildir. Ama boyundaki bir şişlik veya yumru; ağız, göğüs, gırtlak, tiroid, lenfoma ya da kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Bu tip yumrular ağrısızdır ve büyümeye yatkındır.
Kitlenin kötü olması olasılığını arttıran faktörler
- Hastanın 40 yaşın üzerinde olması,
- Fazla sigara kullanımı,
- Fazla alkol kullanımı,
- Kitlenin ağrısız olması,
- Solunum yollarında tıkayıcı belirtiler,
- Üç haftadan uzun süren ses kısıklığı,
- Üç haftadan uzun süren boğaz ağrısı, yutkunma ile kulağa yansıyan ağrı,
- İyileşmeyen yaralar,
- Radyasyona maruz kalma,
- Baş-boyun bölgesinde daha önce oluşmuş bir kanser.
Baş-boyun kanserlerinin sıklığı ve belirtileri nelerdir?
Çoğu serilerde E/K oranı 3/1 ile 10/1 arasındadır. Kadınların erkeklere yakın miktarda sigara ve alkol içmeye başlamasından beri bu fark giderek kapanmaktadır. Kanserlerin en sık görüldüğü yaş grubu 50-60 arasıdır. Bir boyun kitlesi bir çocukta çoğunlukla iyi huylu iken, erişkinde yine büyük çoğunlukla kötü huylu çıkmaktadır. Kitlenin belirdiği zamandan itibaren geçen süre, bu süre içinde boyutunda ve görünümünde meydana gelen değişiklikler, kitlenin büyüme hızı, kıvamındaki değişmeler ve uygulanan antibiyotik tedavisine verdiği yanıt önemlidir. Ayrıca bu değişikliklerle birlikte koku olma bozukluğu, burun tıkanıklığı, yutma güçlüğü, burun kanaması, boğaz ağrısı, kan tükürme, kulak ağrısı gibi bulgular önem kazanmaktadır. Ağız veya dildeki birçok kanser türü iyileşmeyen bir ağrı ve şişmeye yol açar. Bu değişiklikler genelde ağrısızdır, ancak iltihaplanırsa ağrı oluşabilir. Boyundaki bir yumruya eşlik eden ülser veya şişme varsa dikkatli olunması gerekmektedir. Tanı konması için gerekirse biopsi alınabilir. Kan tükürmek, kanser dışında bir nedenle olabilir. Ama burun, ağız, göğüs ve akciğer kanserleri kanamaya neden olabilir. Eğer tükürük veya balgamınızda birkaç günden fazla süren kan varsa doktora başvurmanız gerekmektedir. Göğüs ve yemek borusu kanserleri de yutmada zorluk yaratabilir. Genelde katı yiyecekler yerken yutma sorunu ortaya çıkar.
Baş ve boyunda görülen cilt kanseri var mıdır?
Baş-boyunda en çok görülen cilt kanseri, bazal hücreli kanserdir. Erken fark edilirse sorun yaratmaz. Genelde alın, yüz, kulak gibi güneş gören yerlerde gelişir. Yassı hücreli kanser dudak veya kulakta görülebilir. Erken ve doğru tedavi edilirse çok tehlikeli değildir. Melanom deride mavi-siyah veya siyah renk bozulmalarına neden olur. Israrlı kulak ağrısı, yutmada güçlük, ses kısıklığı veya boyundaki bir yumruya eşlik ediyorsa ciddidir. Baş-boyun kanserlerinde tütün ve alkol kullanmak önemli nedenlerdendir. Diğer bir faktör de uzun süre güneş ışığına maruz kalmaktır. Yukarda saydığımız belirtilerin hepsi kanser olmadan da ortaya çıkabilir. Ama ne olursa olsun, eğer bu belirtiler oluşursa doktorunuza görünmenizde yarar vardır. Eğer fark edilirse baş-boyun kanserlerinin çoğu kolayca tedavi edilebilir. Hastalar hemen doktora başvurursa, bu kanser türlerinin tedavi oranı yükselecektir.
Çevresel risk faktörleri nelerdir?
- Tütün
- Alkol
- Diyet
- Mesleki faktörler
- Radyasyon
Baş-boyun kanserlerinde tanı nasıl konur?
Yukarıda sayılan belirtilerin bazıları ile başvuran hastalarımızdan öncelikle detaylı bilgi aldıktan sonra, etraflı bir kulak-burun-boğaz muayenesi yapılmalıdır. Mevcut bir kitle varsa kitlenin özellikleri tespit edilmelidir. Olası kaynak bölgeler gözden geçirilmelidir. Eğer baş ve boyunda primer sorunlu bölge bulunamamış ise vücutta lenf bezi olan bölgeler araştırılmalı ve yemek borusu, mide, akciğer alanları taranmalıdır. Baş-boyunda olası bölge tespit edilmişse, ikinci aşama olarak biopsi alınarak teşhis doğrulanmalıdır. Gerektiği durumlarda ultrasonografi, tiroid sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi ve MR’a başvurulabilir. Tümörün primer yeri bulunamamış ise, bu durumda tümörün çıkması olası bölgelerden kör biopsi yoluna gidilebilir.
Baş-boyun kanserlerinin tedavisi var mıdır?
Tedavi aşaması, tanı aşamasını takip eder. Kanserin cinsi, bulunduğu yer ve yayılım derecesine göre tedavi şekillenir. Tedavi seçenekleri sadece cerrahi olabileceği gibi, bazen sadece radyoterapi olabilmektedir. Ancak cerrahi ve radyoterapinin birlikte kullanıldığı durumlar da sözkonusudur.
LARENKS KANSERLERİ
Lareksin T1 karsinomu nasıl tedavi edilir?
Her biri etkin olarak kullanılan cerrahi ve radyasyon yöntemi olarak iki yöntem vardır. Cerrahinin larenjektomide yetersiz kaldığı durumlarda radyasyon rezerv olarak bulundurulmalıdır. Radyasyon tedavisi altı hafta gerektirir ve pahalıdır. Cerrahi aynı gün taburcu işlemlerin yapılabileceği tek günlük bir işlem olarak planlanabilir. Ses kalitesi radyoterapiden sonra daha iyidir, ancak bazı cerrahlar bu fikre katılmamaktadır. Buna karşılık cerrahiye giden hasta operasyon sonrası daha az boyun şişliğine maruz kalır. Bu hastalarda radyasyon sonrası kıkırdak nekrozu da olmaz.
İlerlemiş lareks kanserlerinde total larenjektomi bir tedavi seçeneği midir? Yaşlı hastalarda yapılan bir çalışma, kemoterapi+radyoterapi alan hastalar ile total larenjektomi+radyoterapi alanlar arasında benzer sonuçlar olduğunu göstermiştir. Halen 5 yıllık hayatta kalım sonuçları bildirilmemiştir. Bu yeni model ilerlemiş kanserlerde gırtlağı koruma şansı sunabilir. Deneysel protokollerle ilgilenmeyen hastalar için total larenjektomi temel seçenektir.
İlk önce radyoterapi almış N0 boyunlu glottik kanserler ek olarak tedavi edilmeli midir? No boyunlu hastalarda bu konu hâlâ tartışmalıdır. Öneriler lezyonun yerine, yayılımına ve tutulumuna bağlı olarak değişir. Glottik kanserlerde okkült metastaz % 14-16, supraglottik kanserlerde % 20-38 iken, en yüksek riskli bölge piriform sinüs kanserlerindedir. Okkült servikal metastaz riski % 15′in üzerinde olduğunda, radyasyon planlanan bölgedeki rejyonal lenf nodları hesaba katılmalıdır. Muayenede bulunan pozitif adenopatiler boyun diseksiyonu gerektirir.
Ön kommisür glottik kanserlerde tedavi nasıldır? Kanserin ön kommisürden tiroid kıkırdağa yayılmasını engelleyecek hiçbir bariyer yoktur. Bu vakalar genelde ilerlemiş vakalardır. Derine yayılma radyoterapiden yararlanma şansını azaltır. Zohar ve arkadaşları cerrahi ile lokal kontrol oranını % 90, radyoterapi ile % 72 bulmuşlardır. Bu bölge için halen elle tutulur bir radyoterapi çalışması yoktur. Woolhouse ve arkadaşları bu bölge tümörlerinde radyoterapinin işe yaramayacağını klasik yöntemlerin uygulanması gerektiğini söylemektedirler.